ayrılıktı peşimize düşen yakamızı bırakmaz elleri günahtı biliyorum fakat ne gam bilmez fukara gönlüm istemiyorum yaşamayı sanki...
tükettik yalanları ayrılık mevsimi önümüz kış sen olaydın elbet vermezdim öyle son nefesi sigaramın hiçbir şey eskisi...
Ben Ölümsüz aşkı aradım durdum ne yerim var ne yurdum bir tozlu rafın arasında eski deri kaplı...
içimde yankıların dumanı tütüyor sessiz sedasız yollarda yürüyor ve geldiği gün ilk an sanki duraksamadan titriyor bir...
pek çok şey çözüldü dilimizden anlaşılmazlar kaydı gitti elimizden isyanları gördük sabahında ve aşkın nuru damarlarımızda gidiyoruz...
Pembe kapşonlu küçük bir dev Sanki dünya ona kalıcı bir ev yola bakar ufku geniş Akşamı bekleyen...
Özgürlüğe doğru varsın sokakları dar olsun yurdumun elbet bir gün büyüyecektir yeter ki özgür olsun insanları dar...
Dağı aşan kedicik minik bir kedi dağda oturmuş dağın yamacında hiç su yokmuş kalkmış aşmış uzun yolları...
Yukarda yukarda çok yukarda yeni yurdum yeni yurdum var seslerini duyabiliyorum kokusu bir ilkbahar akşamı henüz yağmur...