Bu yazımda düşünsel dönüşümlerimdeki aşamalar ve yolculuğumla ilgili bazı konuları anlatacağım.
Çeşitli ruh hallerini sosyal ortamda ve kendi iç dünyamda yaşamış biriyim. Ancak bilincimdeki ve pratiğimdeki dönüşümün savaş zamanlarına denk geldiğini itiraf etmem gerek. Okulda “her çocuk” gibi İstiklâl Marşımız ile duygulanırdım. Ancak bunu kendime “milliyetçilik” veya “vatanseverlik” kaynağı yani politik bir temel olarak göstermem bilimsel olmaz. Evet sürecin bir kısmı ama esas dönüşüm burada değil.
3. Yugoslavya yani 1990lardaki 3. Yugoslavya’nın ABD ile ile çatışması ya da savaşı bende ABD’ye karşı bir Yugoslav(ya) göçmeni, Arnavut kökenli bir Yugoslavya seven kişi olarak tepki oluşturdu.
Bir sonraki tepkim ise yine ABD’nin Irak işgali oldu. O dönem arkadaşlarla ortak bir tepki gösterir gibiydik. Aslında bu dönemi detaylı açıklamam gerekiyor. Gelin açıklayayım.
Lise son sınıfındayken görüşlerimde bir değişiklik oldu. Daha önce Ansiklopedi’de “Ulusların Dostluğu” resmini görmüştüm. Burada Çekiç Orak ve her milletten insanlar vardı. Şimdi resim hakkında detay vermeye gerek yok. Bilen bilir. Açıkçası internette aradığımda kaynağı bulamadım. Ansiklopedi ise kayboldu…
Öncesinde çok fazla kitap okuma veya bilinçlenme imkanım veya bir siyasi aktiviteye katılma imkanım olmadığı için özetleyemiyorum. Ancak genel olarak milliyetçi sayılabilirim o dönemde. Milliyetçi ve Atatürkçü… Birkaç edebiyat klasiği dışında dikkatli okuduğum kitap yoktu.
Ancak lise son sınıfta Attilâ İlhan, metafizik düşünceyi savunanlar, Karl Marx’ı savunan arkadaşlarımı gördüm. Kendileriyle kısa konuşmalar yapma olanağı buldum. Daha çok özlü sözler kıvamındaydı.
Ben lise son sınıfta Komünist, Sosyalist, Bilimsel Sosyalist olmaya karar verdim. Yine de Atatürkçü düşüncenin etkisi büyüktü. Aslında yine ABD’ye karşı duyduğum belki de milliyetçi bir tepki bu dönüşümü başlattı denebilir.
Üniversite sınavını ilk sene kazanamadım. Dershane’de hocam bana kimsenin kendi yoğurduna ekşi demeyeceğini , Stalin’in sosyalizmi kuracağını , kimseye aklımı vermemem gerektiğini anlatmıştı. Bir başka hocam ise Troçki’den bahsetmişti. Tek ülkede sosyalizmin kurulamayacağından bahsetmişti. Diğer hocam ise ” Şalvarı Şaltak Osmanlı , eken de yok biçen de yok, yemede ortak Osmanlı” “şiirini” anlatmıştı. Anarşist arkadaşlarım ise Komünist toplumda elit bir kesimin olduğundan ve yoğurdun kaymağını onların yediğinden bahsetmişti. Bu dönemde ilk üniversite sınavımda düşük puan aldım. İkinci sene gittiğim üniversitede sol sosyalist düşünceden ve muhafazakar görüşten insanların bir arada bulunduğu bir dershane sınıfındaydım. Bu dönemde dershanedeki arkadaşlarıma okuldaki ve özel derslerdeki İngilizce eğitimimin iyi sayılabilir olmasından ötürü çeviri çalışması yapmaya ilgi duyduğumu anlatmıştım.
Üniversite sınavına hazırlandığım dönemde tanıdığım eski Türkiye İşçi Partisi yani Behice Boran’ın Türkiye İşçi Partisinde görev almış bir abimden felsefe dersleri aldım. Aslında bana arkadaşlık da yapan abimin anlattığı derinlemesine bir felsefe dersinden ziyade psikoloji ve Bilimsel Sosyalizm ile ilgili tezleriydi. Bir fikir vermişti ve halen veriyor.
Sonrasında üniversitede çeşitli görüşlerden muhafazakar , milliyetçi görüşlerden arkadaşlarımla iletişim kurdum.
2002-2026 yani bugüne kadar olan dönemde çeşitli felsefi akımları, siyasi ideolojileri , siyasi partileri, devletleri inceledim veya sohbetinde bulundum.
Yine de bugün düşündüğümde taraf olarak anti-emperyalist, Bilimsel Sosyalist , emekten yana bir taraf olmanın her açıdan benim için doğru olduğunu düşünüyorum.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Yüksek Lisansımı ve genel olarak araştırmalarımı Karşılaştırmalı Medeniyetler tarihi, Felsefe, Politik İktisat, Strateji bilimi ve Savaş Sanatı klasikleri, Dil Bilimi, Oyun geliştirme(yazılım) gibi alanlarda yapmak istiyorum. Buna yönelik kitaplar ve yazılar yazmak istiyorum. Bunun dışında sanatsal faaliyetlerle özellikle müzik ile ilgilenmek , spor veya “savaş sanatlarıyla” ilgilenmek istiyorum.
Teleperformance Çağrı Merkezinin Microsoft ve Lenovo departmanlarında çalışmaya başladığım dönemde bilgisayar bilimleri ile ilgili kurslara katılma imkanım oldu. Bilişim Eğitim’de Windows sistem yönetimi ve Cisco ağ yönetimi kurslarını aldım. Sonrasında C ve Sistem Programcıları Derneği bünyesinde Assembly, C, Sistem Programlama ve Python kurslarına katıldım. Kaan Aslan hocamdan bu dersleri aldım. Plepa , Necati Ergin hocamdan da C++ dersi aldım.
Aktif olarak Özgür Yazılım katkıcısıyım ve bu kapsamda projelerle ( ve kendi şirket ve topluluk projelerimle ) ilgileniyorum. Özgür Yazılımın bana etkisi daha çoğulcu düşünme becerisi katma oldu. Böyle bir eğilimim vardı ancak bir Özgür Yazılım projesini kopyalayabilme ve farklı topluluklarla birlikte çalışabilmek bu eğilimi pekiştirdi.
Aslında sıkı bir Vikipedia(Wikipedia)cıyım denebilir. Tüm bilim dallarına ilgim var. İş yerinde o zaman denk geldiğim kadarıyla okuduğum açık öğretim felsefe kitabında “bilimi inceleyen bir bilim olarak bilim felsefesi” ifadesi benim ilgimi çekmişti. Bu sebeple hwpplayer1( hard working philosophers player 1 ) yani çalışkan filozof oyuncu takma adını almayı uygun görmüştüm. İnternet’te IRC’de ve kodlama veya bilgisayar faaliyetlerimde bu ismi kullanıyorum.
Sonuç olarak bir günümü özetlersem müziğe olan yoğun ilgimi bırakmadan bilgisayar ile ilgili işlere bakıyorum ve belirttiğim gibi egzersiz yapmaya çalışıyorum. Yapmaya çalıştığım şey bir fayda oluşturmak , önce aileme sonra ait olduğum halka, insanlığa hizmet etmek ve kendi tezlerimle bunu yapmak. Anladığım şeyler sorguladığım şeyler hakkında konuşmak. Açıkçası yazmayı da konuşmayı da seviyorum.
Daha fazla yaşadıkça daha fazla öğreneceğim ve üretmeye ilk odak noktam olan müzikten başlayacağım.
Mert Gör’s Ubuntu Party isminde bir müzik projem var. Blues, Caz, Rock, Neo-klasik metal , pop , etnik müzik, dünya müziği veya herhangi bir türden müzik üretebilmek ve olanları icra edebilmek gibi bir amacım var.
Ubuntu’yu kendime yakın buldum. En sevdiğim kitaplardan birisidir. Umut, barış, hoşgörü , işbirliği , arkadaşlık, kardeşlik…
İlhan İrem ise sanatsal olarak etkilendiğim kaynaklardan ilkidir. Gitar virtüözlerinden etkilenmekle birlikte İlhan İrem üzerimde derin izler bıraktı.
Konuşur gibi yazmaya çalıştığım yazımı İlhan İrem gibi bitireyim. Bu bir başlangıç… Esas dönüşümüm şimdi başlıyor. Ve esas mücadele … Denir ki hayat mücadele demektir , mücadele ise yol almak demektir. Hep birlikte …
Teşekkürler.
Mert Gör
8 Mart 2026
23:59